Salò, or the 120 Days of Sodom Hakkında
Pier Paolo Pasolini'nin 1975 yapımı 'Salò veya Sodom'un 120 Günü', sinema tarihinin en tartışmalı ve üzerine en çok konuşulan filmlerinden biridir. Marquis de Sade'ın eserinden uyarlanan film, II. Dünya Savaşı'nın son günlerinde, İtalya'nın kukla faşist devleti Salò Cumhuriyeti'nde geçer. Dört güç sahibi adamın, gençleri kaçırarak bir malikanede onlara 120 gün boyunla uyguladığı sistematik aşağılama, cinsel şiddet ve psikolojik işkenceyi anlatır. Pasolini, bu şok edici hikayeyi, faşizmin mekanik şiddetini, iktidarın yozlaştırıcı doğasını ve tüketim toplumunun insanı nesneleştiren yapısını eleştirmek için bir metafor olarak kullanır. Oyunculuklar, film kasıtlı olarak duygusuz ve teatral bir ton benimsediğinden, karakterlerin canavarlığını soğukkanlı bir şekilde yansıtır. Yönetmen, izleyiciyi rahatsız eden sabit ve uzak çekimlerle, şiddeti estetize etmek yerine onun soğuk gerçekliğini sunar. Film, gösterime girdiği dönemde birçok ülkede yasaklanmış, sansüre uğramış ve hala güçlü tepkiler çekmektedir. İzlenmesi zor bir deneyim olsa da, 'Salò', 20. yüzyılın totaliter rejimlerine, iktidarın kötüye kullanımına ve insan doğasının karanlık tarafına dair cesur ve düşündürücü bir sanatsal ifadedir. Pasolini'nin trajik ölümünden kısa bir süre önce tamamladığı bu film, onun politik ve poetik sinemasının karanlık bir doruk noktasıdır. Sadece içeriği değil, amaçlı soğukluğu ve felsefi derinliği ile izleyici üzerinde derin bir etki bırakır. Tarihsel bağlamı anlamak ve sinemanın sınırlarını sorgulayan bir eser görmek isteyenler için önemli bir çalışmadır.


















